Biyografi

meltem onay 1İnsanın kendi yaşamını kendi düşünceleri ile yazmasının ne kadar zor olduğunu ilk defa bu cümlelerime başlarken fark ettim. Çünkü; dolu dolu geçen yaşamımda her anımın benim için özel ve güzel olduğuna inanıyorum. Yaşadığım her deneyim beni “ben” yaptı ve yaşama daha güçlü eller ile tutunmama yardımcı oldu.
Yüksek Ziraat Mühendisi bir baba, Kız Meslek Lisesi mezunu bir annenin ilk çocuğu olarak Muğla’da dünyaya geldim. Çocukluğum küçük bir şehirde geçti. Küçük bir şehirde yaşamanın bütün güzelliklerini karakteristik özelliklerimin içinde barındırdığıma inanıyorum.

Kendine güvenen birisi olmayı; aile ve akrabaları ile dostluk içinde yaşamanın önemini; sevilmenin ve sayılmanın ne kadar güzel “değerler” olduğunu bu şehirde yaşarken öğrendim. Tarımla uğraşan ve çevresindeki yöre halkına yardımcı olmayı bir görev olarak benimseyen babamı izleyerek, ülkemin ve içinde yaşayan insanların ne kadar önemli olduğunu ilk defa onun davranışlarıyla anladım ve çocuk yaştan itibaren “insana hizmet etmenin” en temel görevim olacağına karar verdim.

Çok okumak istediği halde, babası tarafından okutulmayan annemin arzularını hep öğrencilerime örnek olarak göstermeye çalıştım. Bir üniversite mezunu olmanın, kendini yetiştirmenin ve çalışmanın özellikle kız öğrencilerim için ne kadar önemli olduğunu her zaman vurguladım. Çünkü biliyordum ki; geleceğin Türk Nesli; ancak iyi eğitim alan annelerin büyütmüş oldukları çocuklar ile güçlü bir Türkiye olacaktı. Ayrıca, ülkemizin belirli bölgelerinde de eğitimler vererek burada yaşayan öğrencilerimizin “bilinçlenmesi” için elimden geleni yaptım ve aynı inançla bu faaliyetlerime devam ediyorum.
Üniversite sınavlarına hazırlandığım dönemlerde çok bilinçli olduğum söylenemez. Çevremde beni bu konuda yönlendiren kişi sayısı çok azdı ve babamın tavsiyelerini dikkate alarak Ege Üniversitesi- Ziraat Fakültesi- Peyzaj Mimarlığı bölümüne kaydımı yaptırdım zorunlu kaldım. Yaşam insanlara bir sürpriz hazırlarken kesinlikle yaşanan her anın, aslında gelecek ile ilgili beklentilerimize zemin hazırlamış olabileceğine inanan birisi olarak, pek de istemediğim bir bölümü kazanmış olmamım, beni yıllar sonra bir “Yaşam Koçu” olmaya neden sevk ettiğini şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Hem öğrencilerime hem de çevremdeki yakın dostlarıma “Kariyer Koçluğu” yapmaktan bu nedenle büyük mutluluk duyuyorum. Bu düşüncelerim nedeniyle de, temelleri doğru atılan her hedefin, her zaman “ulaşılabilir” olacağına inanıyorum.

Üniversiteye başladığımda, annemin “seni gönül rahatlığı ile okula teslim ettiğim için mutluyum” sözünü hiç unutmadım. Üniversitelerin “güven ve hoşgörü ortamı” içinde yaşanan yerler olması gerektiğine ve bunun için muhakkak yöneticilerin ve öğretim üyelerinin bu konuda hassas davranmaları gerektiğine o günlerde karar verdim ve mesleğimin bugünlerine kadar geçen süresinde bulunduğum üniversitelerde bu düşüncelerimi olabildiğince uygulamaya ve yaşatmaya çalıştım.
Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nü bitirdiğimde, kendimi birden boşlukta hissettim. Bir kadının muhakkak çalışma hayatında olması gerektiğine inanan birisi olarak, artık hedefimi belirlemek ve yola çıkmak durumunda olduğumu biliyordum. Ve 1994 yılında, zor bir yolu seçerek yeni kariyerime başladım.
Muğla Üniversitesi’nde “Basın ve Halkla İlişkiler” Bölümünde uzman olarak atandığım görevin dışında, Adnan Menderes Üniversitesi’nde “İşletme Yüksek Lisans Programına” devam etmeye başladım. Toplamda altı yıl olmak üzere, Muğla-Nazilli arasında gidip-geldim. Hiç yorulmadım, bir gün olsun neden böyle bir yolu tercih ettim diye kendime sormadım. İnandığım tek bir şey vardı: “Ne yaparsam yapayım, yaptığım işin en iyisini yapacaktım”. Azimli ve kararlı olmayı bu yolda, yıkıldığımda tekrardan ayağa kalkmam gerektiğini bu mücadelem sırasında öğrendim. Her şeyden önce çok sevdiğim bir işi yapacaktım ve bu beni her zaman heyecanlandırıyordu.

“Bu dünyaya neden geldin?” sorusunun yanıtını erken yaşta bulan birisi olduğumu düşünüyorum. Bu dünyaya “insanlığa hizmet etmek, onların eğitimleri için imkanlar sunmak için” gelmiş olabileceğime inandım. Bu beni pek çok kişiden “farklı” kıldı. Çünkü neler yapabileceğimi fark ettiğim andan itibaren gelecek ile ilgili planlamalarımı yapmaya başladım. Bu yolculuğu çok sevdim, ve aynı tutku ile bütün “öğrencilerimin” ve sevdiğim “insanların” kalplerine dokunarak onlara yol gösterici olmaya bu nedenle devam ediyorum.
Büyük “hayallerimin” olduğunu kabul ediyorum. Yıllar öncesinde çok sevdiğim bir kişi: “Fil Dişi Kulemi” yaratmak istiyorum demişti. Bu benim için güzel bir slogan oldu. Hep hayallerimde, pek çok kişinin düşündüğünden “farklı modeller” oluşturmaya çalıştım. Sıradan değil; üreten, düşünen ve kendini bilen kişiler yetiştirmek gerektiğine ve onlarla çalışmak gerektiğine inandım. Böylelikle kendi “Fil Dişi Kulemi” yaratmış oldum.
İnsanların motto’su yani yaşam “felsefesi” olmalıdır. Benim yaşam felsefem bu nedenle: “sevgi ve hoşgörüye” temelli oldu her zaman... Kimseye karşı ön yargılı olmadım. Bu nedenle çevremde sevdiğim dostlarım olduysa bunun nedeni “sevgiyi” her zaman yaşamımım temeline koyduğum için olduğunu düşünüyorum.
Yaşamımım her alanında, yaptığım her işte; “eşit, adil, hoşgörülü, paylaşımcı, katılımcı” olmaya çalıştım. Gazeteler ve dergiler de yazılar yazarken, televizyon programlarımda konuklarım ile konuşurken, dünyanın bir ucundan gelen dünya vatandaşı olan öğrencilerime hep “hedefli” olmayı ve “ön yargısız “ olmanın önemini vurgulamaya çalıştım.

Eğer yaşamımda temel değerlerim ne dersiniz; “Yaşam Pusulam” bunu göstermektedir herkese..
“Doğru ve Dürüst olmak; Hedefli olmak; Kararlı olmak; Bilgi ve sevgiyi paylaşan olmak” diyebilirim.

D

K

H

PS